Dr. Atilla AYRAL | BOYUN AĞRILARI
BOYUN AĞRILARI

  BOYUN  AĞRISI

  Boyun ağrısı son yılların en sık gözlenen sağlık problemlerinden biri haline     gelmiştir. Çevremizdeki her 3 kişiden biri hayatı boyunca en az bir kez boyun ağrısı çeker.

  Ofis  çalışanlarında, masa tezgah başında  çalışanlarda, stresli  iş temposu  olanlarda  ve  bayanlarda  sık gözlenir.

  Boyun ağrılarının bir özelliği boyundan çıkıp dağılan sinirler nedeniyle, yalnızca boyun çevresi ve arkasına sınırlı kalmayıp omuza, kollara ve baş bölgesine hatta parmak uçlarına kadar vurabilmesidir. Bu nedenle boyun ağrısıyla birlikte sırt-omuz ağrısı, kola yayılan  ağrı, ellerde uyuşma, baş dönmesi, dengesizlik ve baş ağrısı görülebilir.

              

 

 

  BOYUN  AĞRISI NEDENLERİ;

  Boyun ağrısı nedenleri 3 temel grupta incelenebilir:

  • Kas iskelet sistemi kaynaklı mekanik nedenler
  • Boyun dışı bölgelerin hastalıklarının neden olduğu ağrının boyun bölgesinde hissedilmesi (yansıyan ağrı)
  • Boyun bölgesini tutan yangısal, enfeksiyöz ve tümöral hastalıklar. 

  Akut  boyun ağrısı  nedenleri ;

 

  • Duruş  bozukluğu gibi  zorlanmalar  sonucu gelişen ağrılar. Temel problem  ofis çalışanlarında  ve tezgah-  masa başı  çalışanlarında olduğu  gibi  boynun  uygun olmayan pozisyonda uzun süre kalmasıdır.                         
  • Boyun fıtıklarına  bağlı gelişen ağrılar, boyun omurları  arasındaki disklerin kanal içindeki  siniri sıkıştırması  sonucu gelişir.
  • Miyofasial  ağrı  sendromuna bağlı  ağrılar.

  Kronik  boyun ağrısı  nedenleri ;

 

  • Kireçlenme özellikle 45  yaş sonrasında ortaya çıkan  bir nedendir. 50 yaş grubu popülasyonda  %25 oranında gözlenir.
  • Sık  görülen bazı romatizmal  hastalıklar.
  • Fibromiyalji. 

 

  BOYUN  AĞRISI BAŞ AĞRISI YAPAR MI ?

  Sanılanın aksine baş ağrıları her zaman beyinden ya da baştaki diğer yapıların rahatsızlıklarından kaynaklanmaz. Baş ağrısının boyundan da kaynaklanabileceği  saptanmış ve 1983 yılında Uluslararası Baş Ağrısı Derneği tarafından “Boyun kaynaklı baş ağrısı” tanımı yapılmıştır. Bu ağrı tipinde, boyunda yer alan çeşitli yapılardaki bozukluklar baş ağrısına neden olurlar. Aşağıdaki resimde   boyun kaynaklı  değişik tipte  baş ağrısı örnekleri görülmektedir. 

  

  BOYUN  PROBLEMLERİ  VERTİGO ( BAŞ DÖNMESİ) YAPAR MI ? 

  Baş dönmelerinin yarısından fazlası boyun omurga veya adalesi kaynaklıdır.Boyun kemiklerinde  yıpranma bu kemiklerin içinden geçen ve beyin sapı ile beyinciği besleyen damarlardaki kan akımını azaltarak vertigoya neden olabilir.

  BOYUNDA  DÜZLEŞME NEDİR ?

  Boyunda  düzleşme,  boyun ağrısı ile gelişen kas spazmı nedeniyle normal boyun eğriliğinin bozulması bozulmasıdır. Alttaki  boyun filminde de görüldüğü  söz konusu olan  kemik yapının değil doğal eğimin yani dizilim  bozulmasıdır.

 

 

  BOYUN FITIĞI

  Boyun fıtığı nedir?


  Boyunda 7 adet omur cismi bulunur.  Her omur  arasında yastıkçık dediğimiz diskler mevcuttur. Bu disklerin yırtılarak, omurga içinde seyreden omurilik veya kola dağılan sinirlere baskı yapması donucu oluşan hastalığa boyun fıtığı denir. Hastada şiddetli bir boyun ağrısıyla birlikte kola yayılan ağrı, uyuşma olabilir ve ileri vakalarda kolda kuvvetsizlik ortaya çıkabilir.Aşağıdaki resimde fıtılaşan diskler görülmektedir.

  Boyun fıtığında risk faktörleri nelerdir ?

* Boyun omurları arasındaki diskin  dejenerasyonu yani yıpranması
* Ani ve güçlü boyun hareketleri. Ağır kaldırmak, ani ters dönüşler.
* Baş öne eğik olarak uzun süreli çalışma: Masa başı işleri.
* Özellikle emniyet kemeri takmadan araba kullananlarda ani fren yapılması veya trafik kazası.
* Geçirilmiş boyun travması, spor yaralanmaları.
* Osteoporoz.

  Boyun fıtığının tanısında kullanılan yöntemler

  Klinik muayene, Servikal MR, Servikal BT, EMG. Klinik muayene ve Servikal MR mutlaka yapılmalıdır. EMG sinir tuzaklanmalarını ayırmada gerekirse kullanılır.

  Boyun fıtığının evrelemesi


  Bel fıtığı tanısı alan hasta aşağıdaki klinik durumdan herhangi birinde olabilir.

  1-Şiddetli boyun ağrısı ve veya kola vuran ağrı.

  2-Orta düzeyde sık tekrarlayan ağrılar.

  3-Ağrıyla birlikte kolda kuvvetsizlik veya uyuşma gibi sinir hasarı bulguları.

  4-Ağrıyla birlikte kollar ve ayaklarda kuvvetsizlik ve uyuşma.

  5-Kollar ve ayaklarda giderek artan güç kaybı ve uyuşma, ağrı ön planda olmayabilir (Tekrarlayan boyun fıtığı ataklarını takiben omurilik kanalında kireçlenmeye bağlı daralma).

  Evrelemeye yönelik tedavi prensipleri


  Evre 1-2 de öncelikle ilaç tedavisi, boyunluk kullanımı, fizik tedavi denenir. Bu dönemde hastalığın iyileşmesi, bu tedavilerle yırtılan disk dokusunun içeriğindeki su miktarının istirahat ve ilaçlarla azaltılmasına yöneliktir. Bu süre 1 ay içinde gerçekleşmelidir. Bir ayı geçen konservatif tedaviye rağmen düzelmeyen hastalar, cerrahi tedaviye adaydır.

  Evre 3-4-5 de omurilik ve sinir dokusundaki hasar artmadan cerrahi tedavi uygulanmalıdır.

   MİYOFASİAL AĞRI SENDROMU

   Bir veya birkaç kas grubunda görülen ağrı, hassasiyet ve tutuklukla karakterize bir hastalıktır. Halkımız tarafından kulunç, kas romatizması ve yel vurması gibi isimlerle adlandırılır. Fibromiyalji sendromu ile çoğunlukla karıştırılır. Halbuki fibromiyalji sendromunda ağrı daha yaygındır, myofasial ağrı sendromu ise daha az kas grubunu ilgilendirir. Fibromiyalji daha çok kadınlarda, miyofasial ağrı ise her iki cinste eşit sıklıkta görülür. Fibromiyalji de ağrı tutukluk ve hassasiyet vücudun her tarafında yaygındır, miyofasial ağrıda ise bir veya birkaç bölgededir. Myofasial ağrıda yorgunluk ve uykusuzluk yoktur ya da daha hafiftir. Myofasial ağrının tedavisi fibromiyaljiye göre daha kolaydır.


  Miyofasial ağrıların sebepleri nelerdir ?

  Genetik faktörler, aşırı yorgunluk, tekrarlayan hareketler, iş kazaları, boyun ve bel fıtıkları, mesleki ve ailevi tatminsizlikler, kötü çalışma koşulları miyofasial ağrıların en önemli sebepleridir.

  Miyofasial ağrılarda hastanın şikayetleri nelerdir ?

  Miyofasial ağrı sendromlu hastalarda kaslarda ağrı, tutukluk ve hassasiyetin yanında, sıkışma ve yanma hissi vardır. Eklem hareket açıklığında hafif bir kısıtlanma ve yorgunluk vardır. Çoğu zaman hastalar kas tutukluğundan değil baş ağrısı, sırt ağrısı, boyun ağrısı, göğüs ağrısı, bel ağrısı, siyatik ve omuz ağrısı gibi değişik ağrılardan yakınırlar. Ağrılar hafif veya bazen çok şiddetli olabilir. Ağrı hayatı tehdit etmemekle birlikte hayat kalitesini oldukça düşürür. Ağrılar, ilgili kas ve tetik noktalar ile ilgili olmayan yerlere yayılım gösterirler.

  Miyofasial ağrı sendromları nasıl teşhis edilir ?

  Miyofasial ağrı sendromlarında öykü ve fizik muayene tanı koydurucudur. Sebepleri ortaya koymak ve ayırıcı teşhis için laboratuvar ve radyolojik tetkikler gerekebilir.

  Miyofasial ağrı sendromları nasıl tedavi edilir ?

  Germe egzersizleri miyofasial ağrılardaki tetik noktaları kısmen inaktive edebilir. Etilklorür spreyleri ile spreyleme ve germe egzersizlerinin birlikte uygulanması daha iyi sonuç verir.

  Tetik nokta enjeksiyonları en etkili tedavidir. Tetik nokta enjeksiyonlarının birkaç kez tekrarlanması gerekebilir.

  Ayrıca masaj, aktif ve pasif hareketler, analjezikler, kas gevşeticiler, antidepresanlar kullanılabilir.

  Ayrıca biofeedback, akupunktur, TENS ve diğer fizik tedavi uygulamaları oldukça faydalıdır.

  SERVİKAL OSTEOARTROZ ( KİREÇLENME )

  Özellikle  45  yaş üstü  popülasyonu  etkileyen servikal  omurlarda  görülen  yıpranmalardır.Kemik dokuda yıpranma ile  eklem aralıkları ve foraminal yapılar daralmaktadır.  Nedenlerinin yaşlanma, mikro travmalar, makrotravmalar, duruş bozuklukları ve genetik faktörler olduğu düşünülmektedir. Boyun ağrısı, kola yayılan ağrı, baş ağrısı, boyunda tutukluk, kolda güçsüzlük - hissizlik - yanma - batma, ellerde zayıflık - beceri azalması - uyuşma - karıncalanma, kulak çınlaması, baş dönmesi ve bulanık görme gibi yakınmalara neden olabilir.

 

 

 

   ERGONOMİ  VE UYULMASI  GEREKEN  GENEL  ÖNLEMLER;

   Boynun  uzun süre aynı pozisyonda uygun olmayan şekilde    kalması dokuları  zedelemektedir. Nötral  pozisyon dediğimiz gövde üzerinde orta hatta olması, doğal  eğriliğinin korunması  riskleri  azaltır.

  Yapılan  işe sık sık ara verilip boynun normal  şekline getirilmesi önemlidir.

 

 

  • Çalışma  sırasında gövdenin ve başın  posizyonu önemlidir. Monitör  gövdenin tam karşısında  olmalıdır.Gövde  rotasyonundan kaçınılmalıdır.
  • Koltuk beli ve sırtı desteklemeli ve koltuk dik ve yaklaşık 10-15º eğiklikte olmalıdır.Sandalye yüksekliği ve arkalık yüksekliği ayarlanabilir olmalıdır.
  • Monitörün üst sınırı  dik duran bir kişinin  göz hizasında olmalı, uzaklığı  ise bir kol boyu uzaklıkta olmalıdır .Böylece ekrana bakılırken  boynun gereksiz  hareketi  azaltılmış olur.
  • Klavye dirsek 90° iken kullanılabilir yükseklikte ve gövdeye yakın olmalıdır.
  • Mouse  klavye yanında olmalı, kişi hem klavye hem de mouse kullanırken el bileğinde  gereksiz bükülme olmamalı.Böylece bilekte tendon ve sinir zedelenmesi oluşmaz.
  • Telefon hiçbir  zaman  boyun ve kulak arasına  sıkıştırılmamalıdır. 

     

   

   Yukarıdaki  resimde bir ofiste uygun  çalışma korulları, monitörün yeri, klavyenin yeri, ideal oturma şekli, ayakların   pozisyonu gösterilmiştir.  

    

   Boyun ağrılarında  yatış  şekli önemlidir. Kişi  sabah kalktığında boynunda  ağrı hissediyorsa   yatış şekli ve   yastığı   gözden geçirilmelidir.Boyun ağrısı  olan kişilerin sırt üstü veya yan yatması uygundur. Yastık  boynu ve başı nötral pozisyonda desteklemelidir.

 

        

 

  Araba kullanırken koltuk ( tercihen sert) direksiyonun üzerinden bakmak için gerilme ve eğilmeyi gerektirmeyecek şekilde ne çok alçak ne de çok geride olmalıdır. Aynalar görüş için iyi ayarlanmalıdır. Cam veya klimadan  gelen hava direk boyun bölgesine gelmemelidir.

 

 

            

   FİZİK  TEDAVİ   VE  BOYUN  AĞRISI

  Günümüzde giderek önemi artan boyun  rahatsızlıklarının  tedavisinde en büyük rol  fizik tedavi kliniklerindedir. Fizik  tedavi hastaların  ağrısını ve yakınmalarını tedavi etmek yanında  yaşam boyunca devam eden yıpranma  sürecinden daha az etkilenmelerini sağlar.

  Öncelikle  hastaların bilmesi gereken  fizik tedavi işlemlerinin ağrılı olmadığıdır. Tedavinin başlangıcında bazı hastalarda  gözlenen ağrı kontrollü bir ağrı sürecidir.Bu dönemde ağrı kesicilerden genellikle  faydalanılır.               

  Tedavide  amaç; hasarlı  dokunun  iyileşme  sürecini hızlandırarak  ağrının kaynağı sinir basısı ise basının fizik tedavi modaliteleri ile  azaltılıp  uygun egzersiz programı ile  kasların güçlendirilerek yeniden dengenin sağlanmasıdır. Ağrının kaynağı  kaslar ise  kasların gevşetilerek  öncelikle rahatlamanın sağlanması ve  güçlendirme ile tekrar  problem yaşanmasının engellenmesidir.