BOYUN AĞRISI
Boyun ağrısı son yılların en sık gözlenen sağlık problemlerinden biri haline gelmiştir. Çevremizdeki her 3 kişiden biri hayatı boyunca en az bir kez boyun ağrısı çeker.
Ofis çalışanlarında, masa tezgah başında çalışanlarda, stresli iş temposu olanlarda ve bayanlarda sık gözlenir.
Boyun ağrılarının bir özelliği boyundan çıkıp dağılan sinirler nedeniyle, yalnızca boyun çevresi ve arkasına sınırlı kalmayıp omuza, kollara ve baş bölgesine hatta parmak uçlarına kadar vurabilmesidir. Bu nedenle boyun ağrısıyla birlikte sırt-omuz ağrısı, kola yayılan ağrı, ellerde uyuşma, baş dönmesi, dengesizlik ve baş ağrısı görülebilir.
BOYUN AĞRISI NEDENLERİ;
Boyun ağrısı nedenleri 3 temel grupta incelenebilir:
Akut boyun ağrısı nedenleri ;
Kronik boyun ağrısı nedenleri ;
BOYUN AĞRISI BAŞ AĞRISI YAPAR MI ?
Sanılanın aksine baş ağrıları her zaman beyinden ya da baştaki diğer yapıların rahatsızlıklarından kaynaklanmaz. Baş ağrısının boyundan da kaynaklanabileceği saptanmış ve 1983 yılında Uluslararası Baş Ağrısı Derneği tarafından “Boyun kaynaklı baş ağrısı” tanımı yapılmıştır. Bu ağrı tipinde, boyunda yer alan çeşitli yapılardaki bozukluklar baş ağrısına neden olurlar. Aşağıdaki resimde boyun kaynaklı değişik tipte baş ağrısı örnekleri görülmektedir.
BOYUN PROBLEMLERİ VERTİGO ( BAŞ DÖNMESİ) YAPAR MI ?
Baş dönmelerinin yarısından fazlası boyun omurga veya adalesi kaynaklıdır.Boyun kemiklerinde yıpranma bu kemiklerin içinden geçen ve beyin sapı ile beyinciği besleyen damarlardaki kan akımını azaltarak vertigoya neden olabilir.
BOYUNDA DÜZLEŞME NEDİR ?
Boyunda düzleşme, boyun ağrısı ile gelişen kas spazmı nedeniyle normal boyun eğriliğinin bozulması bozulmasıdır. Alttaki boyun filminde de görüldüğü söz konusu olan kemik yapının değil doğal eğimin yani dizilim bozulmasıdır.

BOYUN FITIĞI
Boyun fıtığı nedir?
Boyunda 7 adet omur cismi bulunur. Her omur arasında yastıkçık dediğimiz diskler mevcuttur. Bu disklerin yırtılarak, omurga içinde seyreden omurilik veya kola dağılan sinirlere baskı yapması donucu oluşan hastalığa boyun fıtığı denir. Hastada şiddetli bir boyun ağrısıyla birlikte kola yayılan ağrı, uyuşma olabilir ve ileri vakalarda kolda kuvvetsizlik ortaya çıkabilir.Aşağıdaki resimde fıtılaşan diskler görülmektedir.

Boyun fıtığında risk faktörleri nelerdir ?
* Boyun omurları arasındaki diskin dejenerasyonu yani yıpranması
* Ani ve güçlü boyun hareketleri. Ağır kaldırmak, ani ters dönüşler.
* Baş öne eğik olarak uzun süreli çalışma: Masa başı işleri.
* Özellikle emniyet kemeri takmadan araba kullananlarda ani fren yapılması veya trafik kazası.
* Geçirilmiş boyun travması, spor yaralanmaları.
* Osteoporoz.
Boyun fıtığının tanısında kullanılan yöntemler
Klinik muayene, Servikal MR, Servikal BT, EMG. Klinik muayene ve Servikal MR mutlaka yapılmalıdır. EMG sinir tuzaklanmalarını ayırmada gerekirse kullanılır.
Boyun fıtığının evrelemesi
Bel fıtığı tanısı alan hasta aşağıdaki klinik durumdan herhangi birinde olabilir.
1-Şiddetli boyun ağrısı ve veya kola vuran ağrı.
2-Orta düzeyde sık tekrarlayan ağrılar.
3-Ağrıyla birlikte kolda kuvvetsizlik veya uyuşma gibi sinir hasarı bulguları.
4-Ağrıyla birlikte kollar ve ayaklarda kuvvetsizlik ve uyuşma.
5-Kollar ve ayaklarda giderek artan güç kaybı ve uyuşma, ağrı ön planda olmayabilir (Tekrarlayan boyun fıtığı ataklarını takiben omurilik kanalında kireçlenmeye bağlı daralma).
Evrelemeye yönelik tedavi prensipleri
Evre 1-2 de öncelikle ilaç tedavisi, boyunluk kullanımı, fizik tedavi denenir. Bu dönemde hastalığın iyileşmesi, bu tedavilerle yırtılan disk dokusunun içeriğindeki su miktarının istirahat ve ilaçlarla azaltılmasına yöneliktir. Bu süre 1 ay içinde gerçekleşmelidir. Bir ayı geçen konservatif tedaviye rağmen düzelmeyen hastalar, cerrahi tedaviye adaydır.
Evre 3-4-5 de omurilik ve sinir dokusundaki hasar artmadan cerrahi tedavi uygulanmalıdır.
MİYOFASİAL AĞRI SENDROMU
Bir veya birkaç kas grubunda görülen ağrı, hassasiyet ve tutuklukla karakterize bir hastalıktır. Halkımız tarafından kulunç, kas romatizması ve yel vurması gibi isimlerle adlandırılır. Fibromiyalji sendromu ile çoğunlukla karıştırılır. Halbuki fibromiyalji sendromunda ağrı daha yaygındır, myofasial ağrı sendromu ise daha az kas grubunu ilgilendirir. Fibromiyalji daha çok kadınlarda, miyofasial ağrı ise her iki cinste eşit sıklıkta görülür. Fibromiyalji de ağrı tutukluk ve hassasiyet vücudun her tarafında yaygındır, miyofasial ağrıda ise bir veya birkaç bölgededir. Myofasial ağrıda yorgunluk ve uykusuzluk yoktur ya da daha hafiftir. Myofasial ağrının tedavisi fibromiyaljiye göre daha kolaydır.
Miyofasial ağrıların sebepleri nelerdir ?
Genetik faktörler, aşırı yorgunluk, tekrarlayan hareketler, iş kazaları, boyun ve bel fıtıkları, mesleki ve ailevi tatminsizlikler, kötü çalışma koşulları miyofasial ağrıların en önemli sebepleridir.
Miyofasial ağrılarda hastanın şikayetleri nelerdir ?
Miyofasial ağrı sendromlu hastalarda kaslarda ağrı, tutukluk ve hassasiyetin yanında, sıkışma ve yanma hissi vardır. Eklem hareket açıklığında hafif bir kısıtlanma ve yorgunluk vardır. Çoğu zaman hastalar kas tutukluğundan değil baş ağrısı, sırt ağrısı, boyun ağrısı, göğüs ağrısı, bel ağrısı, siyatik ve omuz ağrısı gibi değişik ağrılardan yakınırlar. Ağrılar hafif veya bazen çok şiddetli olabilir. Ağrı hayatı tehdit etmemekle birlikte hayat kalitesini oldukça düşürür. Ağrılar, ilgili kas ve tetik noktalar ile ilgili olmayan yerlere yayılım gösterirler.
Miyofasial ağrı sendromları nasıl teşhis edilir ?
Miyofasial ağrı sendromlarında öykü ve fizik muayene tanı koydurucudur. Sebepleri ortaya koymak ve ayırıcı teşhis için laboratuvar ve radyolojik tetkikler gerekebilir.
Miyofasial ağrı sendromları nasıl tedavi edilir ?
Germe egzersizleri miyofasial ağrılardaki tetik noktaları kısmen inaktive edebilir. Etilklorür spreyleri ile spreyleme ve germe egzersizlerinin birlikte uygulanması daha iyi sonuç verir.
Tetik nokta enjeksiyonları en etkili tedavidir. Tetik nokta enjeksiyonlarının birkaç kez tekrarlanması gerekebilir.
Ayrıca masaj, aktif ve pasif hareketler, analjezikler, kas gevşeticiler, antidepresanlar kullanılabilir.
Ayrıca biofeedback, akupunktur, TENS ve diğer fizik tedavi uygulamaları oldukça faydalıdır.
SERVİKAL OSTEOARTROZ ( KİREÇLENME )
Özellikle 45 yaş üstü popülasyonu etkileyen servikal omurlarda görülen yıpranmalardır.Kemik dokuda yıpranma ile eklem aralıkları ve foraminal yapılar daralmaktadır. Nedenlerinin yaşlanma, mikro travmalar, makrotravmalar, duruş bozuklukları ve genetik faktörler olduğu düşünülmektedir. Boyun ağrısı, kola yayılan ağrı, baş ağrısı, boyunda tutukluk, kolda güçsüzlük - hissizlik - yanma - batma, ellerde zayıflık - beceri azalması - uyuşma - karıncalanma, kulak çınlaması, baş dönmesi ve bulanık görme gibi yakınmalara neden olabilir.

ERGONOMİ VE UYULMASI GEREKEN GENEL ÖNLEMLER;
Boynun uzun süre aynı pozisyonda uygun olmayan şekilde kalması dokuları zedelemektedir. Nötral pozisyon dediğimiz gövde üzerinde orta hatta olması, doğal eğriliğinin korunması riskleri azaltır.
Yapılan işe sık sık ara verilip boynun normal şekline getirilmesi önemlidir.

Yukarıdaki resimde bir ofiste uygun çalışma korulları, monitörün yeri, klavyenin yeri, ideal oturma şekli, ayakların pozisyonu gösterilmiştir.
Boyun ağrılarında yatış şekli önemlidir. Kişi sabah kalktığında boynunda ağrı hissediyorsa yatış şekli ve yastığı gözden geçirilmelidir.Boyun ağrısı olan kişilerin sırt üstü veya yan yatması uygundur. Yastık boynu ve başı nötral pozisyonda desteklemelidir.

Araba kullanırken koltuk ( tercihen sert) direksiyonun üzerinden bakmak için gerilme ve eğilmeyi gerektirmeyecek şekilde ne çok alçak ne de çok geride olmalıdır. Aynalar görüş için iyi ayarlanmalıdır. Cam veya klimadan gelen hava direk boyun bölgesine gelmemelidir.

FİZİK TEDAVİ VE BOYUN AĞRISI
Günümüzde giderek önemi artan boyun rahatsızlıklarının tedavisinde en büyük rol fizik tedavi kliniklerindedir. Fizik tedavi hastaların ağrısını ve yakınmalarını tedavi etmek yanında yaşam boyunca devam eden yıpranma sürecinden daha az etkilenmelerini sağlar.
Öncelikle hastaların bilmesi gereken fizik tedavi işlemlerinin ağrılı olmadığıdır. Tedavinin başlangıcında bazı hastalarda gözlenen ağrı kontrollü bir ağrı sürecidir.Bu dönemde ağrı kesicilerden genellikle faydalanılır.
Tedavide amaç; hasarlı dokunun iyileşme sürecini hızlandırarak ağrının kaynağı sinir basısı ise basının fizik tedavi modaliteleri ile azaltılıp uygun egzersiz programı ile kasların güçlendirilerek yeniden dengenin sağlanmasıdır. Ağrının kaynağı kaslar ise kasların gevşetilerek öncelikle rahatlamanın sağlanması ve güçlendirme ile tekrar problem yaşanmasının engellenmesidir.